Ceza Hukukuİçeriklerimiz

İftira Suçu ve Cezası

İftira Nedir?

İftira suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK)’nun İkinci Kitabının, “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı Dördüncü Kısmının, “Adliyeye Karşı Suçlar”a ilişkin İkinci Bölümünde 267 ve 269. maddelerinde düzenlenmiştir.
Bu suç 267.maddede;

“(1) Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması halinde, ceza yarı oranında artırılır.

(3) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağdurun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

4) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.

(5) Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; (…) hükmolunur.

(6) Mağdurun mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, beşinci fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.

(7) (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 17/11/2011 tarihli ve E.: 2010/115, K.: 2011/154 sayılı Kararı ile.)

(8) İftira suçundan dolayı dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar.

(9) Basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı verilen mahkûmiyet kararı, aynı veya eşdeğerde basın ve yayın organıyla ilan olunur. İlan masrafı, hükümlüden tahsil edilir.”

şeklinde düzenlenmiştir.

İftira suçu kısaca; bir kimsenin suçsuz olduğunu bildiği kişiye suç isnat etmesi, kasıtlı ve asılsız olarak suç yüklemesi olarak tanımlanabilir.

İftira suçu, millete ve devlete karşı suçlardan olup adli mercileri ve yetkili makamları yanıltmak suretiyle işlendiğinden büyük önem arz etmekte olup hak kaybı yaşanmaması adına süreç takibi için alanında uzman avukat kadromuzdan, profesyonel hukuki dava ve danışmanlık hizmeti almanızı tavsiye ederiz. Konu hakkında bilgi almak için info@www.calinokcuhukuk.com mail adresi veya 0530 239 80 89 numaralı telefon ile iletişime geçebilirsiniz.

İftira Suçunun Şartları ve Unsurları

Maddi Unsur

Fail

TCK m.267/de fail için açıkça “kişi” terimi kullanıldığından, bu suçun faili ancak cezai sorumluluğu olan gerçek kişiler olabilir. Bu suçun failinin, tüzel kişi olabilmesi mümkün değildir.

Mağdur

İftira suçunun mağduru doktrindeki bir görüşe göre; iftira suçu “adliyeye karşı işlenen suçlar” başlığı altında düzenlendiğinden yargı organları veya idari yaptırım kararı uygulayan kamu makamlarıdır. Diğer bir görüşe göre ise suçun mağduru, kendisine iftira edilen kişidir.

Hukuka Aykırı Fiil

İftira suçunda hukuka aykırı fiil; işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmektir.

Doktrinde “iftiranın konusunu oluşturan fiilin objektif olarak gerçek dışı olması gerektiği” belirtilmektedir.

TCK m. 267/1 uyarınca iftira suçu ancak “yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak” ya da “basın ve yayın yoluyla” işlenebilmektedir.

Netice

İftira suçu, bir tehlike suçudur. Suçun tamamlanması için mağdurun bir zarara uğramış olması şartı aranmaz. İftira suçunda; belirli bir saikle, belirli hareketlerin yapılması yeterlidir.

İftira suçunda failin yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunmak sureti ile hukuka aykırı fiil isnadında bulunması ve bu suç isnadının yetkili makamlarca öğrenilmesi ile suç tamamlanmış olur.

Manevi Unsur

İftira suçu, kasten işlenebilen bir suç olup suçun manevi unsuru “özel kast”tır. Fail, belirli bir saikle hareket etmelidir.

İftira suçunun oluşabilmesi için suçun faili tarafından, hukuka aykırı fiil isnat edilen kişinin bu fiili işlemediğinin biliniyor olması gerekmektedir. Bu itibarla iftira suçu ancak doğrudan kastla işlenebilmektedir. İftira suçunun olası kastla veya taksirle işlenebilmesi mümkün değildir.

Hukuka aykırı fiil isnat edilen kişinin isnat edilen suçu işlemediğinin bilinmesi ve buna rağmen kasti olarak suç isnat edilmesi, suçun manevi unsurunu oluşturur. İftira suçu; fail tarafından, bilerek ve isteyerek işlenmektedir.

Hukuka Aykırılık Unsuru

İftira suçunun oluşabilmesi için; maddi ve manevi unsurların yanısıra, hukuka aykırılık unsurunun da sağlanmış olması gereklidir.

Suçun oluşması için, somut olayda herhangi bir hukuka uygunluk nedeni bulunmamalıdır. Örneğin basının haber verme hakkı ve ifade özgürlüğü ya da savunma dokunulmazlığı gibi hukuka uygunluk nedenleri bulunduğunda iftira suçunun oluştuğundan bahsetmek mümkün değildir.

İftira Suçunun Cezası

İftira suçunun basit hali TCK m. 267/1’de düzenlenmiş olup bu hükme göre; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır.

İftira Suçunda Cezayı Artıran Haller

İftira suçunda cezayı artıran suçun nitelikli halleri; TCK m. 267/2-3-4-5-6’da düzenlenmiştir. Bu hükümlere göre;

  • Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması halinde, ceza yarı oranında artırılır. (TCK m. 267/2)
  • Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağdurun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (TCK m. 267/3)
  • Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur. (TCK m. 267/4)
  • Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; (…) hükmolunur. (TCK m. 267/5)
  • Mağdurun mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, beşinci fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır. (TCK m. 267/6)

İftira Suçunda Şikayet ve Yargılama Süreci

İftira suçu TCK’da “adliyeye karşı işlenen suçlar” başlığı altında yer aldığından ve suçun mağduru hem yargı organları veya idari yaptırım kararı uygulayan kamu makamları, hem de kendisine iftira edilen kişi olarak değerlendirildiğinden; iftira suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı değildir. Soruşturma makamları, iftira suçunun oluştuğunu öğrendiğinde re’sen soruşturma başlatmak durumundadır. Bununla birlikte; kendisine iftira edilen kişi de her zaman şikayette bulunabilecektir. Ancak savcılık tarafından 8 yıllık dava zamanaşımı süresi içinde soruşturma başlatılmazsa, bu süre geçtikten sonra iftira suçu soruşturulamayacaktır.

İftira Suçu ve Tazminat Davası

Kendisine iftira edilen kişi, ceza davasında tazminat talebinde bulunabileceği gibi ayrıca hukuk mahkemelerinde de tazminat davası açabilecektir.

Bu kişi, işlemediği halde kendisine isnat edilen hukuka aykırı fiil sebebi ile maddi ve manevi olarak zarara uğramış olabilir. Bu nedenle bu zararlarının tazmini için dava açabilecektir.

Örneğin kişi suç isnadı sebebi ile hürriyeti bağlayıcı bir ceza aldığında çalışamayacak ve çalışamadığı günler ekonomik olarak zarara uğrayacaktır. Bu durumda, çalışamadığı günlerde ortaya çıkan ekonomik zararlarının iftira suçunun faili tarafından tazmin edilmesini isteyebilecektir.

Bununla birlikte; kendisine iftira edilen kişinin uğradığı haksız eylemler neticesinde acı, elem, keder hissetmesine neden olunmuş ise, iftira edilen kişinin iftira suçunun failinden manevi tazminat talep edebilmesi de mümkündür. Bu talep doğrultusunda mahkemece hakkaniyete uygun olarak manevi tazminata hükmedilebilecektir.

Tazminat davalarında zararın ispatı önem arz etmekte olup süreç takibi için alanında uzman avukat kadromuzdan, profesyonel hukuki dava ve danışmanlık hizmeti almanızı tavsiye ederiz.

İftira Suçunda Etkin Pişmanlık Uygulanır Mı?

İftira suçunda etkin pişmanlık TCK m.269’da ayrıntılı olarak düzenlenmiş olup bu hükme göre iftira eden kişinin iftirasından dönmesi üzerine kişiye verilecek ceza indirilebilecektir. Yargılamanın hangi aşamasında iftirasından döndüğü dikkate alınarak cezadaki indirim oranı da bu hükme göre belirlenecektir.

Bununla birlikte iftira suçu basın ve yayın yoluyla da işlenebilecek olup bu durumda etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanılabilmesi için, bunun da aynı yöntemle yayınlanması gerekecektir.

Etkin Pişmanlık

Madde 269- (1) İftira edenin, mağdur hakkında adlî veya idari soruşturma başlamadan önce, iftirasından dönmesi halinde, hakkında iftira suçundan dolayı verilecek cezanın beşte dördü indirilir.

(2) Mağdur hakkında kovuşturma başlamadan önce iftiradan dönme halinde, iftira suçundan dolayı verilecek cezanın dörtte üçü indirilir.

(3) Etkin pişmanlığın;

a) Mağdur hakkında hükümden önce gerçekleşmesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisi,

b) Mağdurun mahkûmiyetinden sonra gerçekleşmesi halinde, verilecek cezanın yarısı,

c) Hükmolunan cezanın infazına başlanması halinde, verilecek cezanın üçte biri, İndirilebilir.

(4) İftiranın konusunu oluşturan münhasıran idari yaptırım uygulanmasını gerektiren fiil dolayısıyla;

a) İdari yaptırıma karar verilmeden önce etkin pişmanlıkta bulunulması halinde, verilecek cezanın yarısı,

b) İdari yaptırım uygulandıktan sonra etkin pişmanlıkta bulunulması halinde, verilecek cezanın üçte biri, İndirilebilir.

(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/31 md.) Basın ve yayın yoluyla yapılan iftiradan dolayı etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanılabilmesi için, bunun aynı yöntemle yayınlanması gerekir.

İftiraya Uğrayan Kişi Ne Yapmalı?

İftiraya uğrayan kişi, suçun oluştuğunu öğrendikten sonra Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunmak sureti ile soruşturma başlatılmasını talep etmelidir. İftira suçunun yaptırımı hapis cezası olup iftiraya uğrayan kişinin haklarının en etkin şekilde savunulabilmesi ve suçun failinin en doğru şekilde cezalandırılabilmesi için soruşturma ve kovuşturma aşamalarının takibi için uzman avukat kadromuzdan, profesyonel hukuki dava ve danışmanlık hizmeti almanızı tavsiye ederiz.

Asılsız İftira Nedir?

İftira, TDK’da “bir kimseye kasıtlı ve asılsız suç yükleme”, TCK m.267’de ise “yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmek” olarak tanımlanmıştır.

Bu doğrultuda, iftiradan bahsedebilmek için, hukuka aykırı fiil isnat eden kişinin kastının olması ve isnadın asılsız olması gerekmektedir.

İşbu metin konunun genel hatlarıyla açıklanması için hazırlanmış olup, süreçlerin olayın somut özelliklerine göre yürütülmesi gerektiğinden, hak kaybının yaşanmaması adına uzman avukat kadromuzdan dava ve danışmanlık hizmet almanızı tavsiye ederiz.

Calın&Okçu Hukuk

Calın & Okçu Hukuk Bürosu olarak, her biri alanında uzman avukat kadromuzla yerli ve yabancı müvekkillere profesyonel hukuk ve danışmanlık hizmeti sunmaktayız. Müvekkillerle güven ilişkisi içerisinde, çözüm odaklı olarak hizmet vermeyi temel prensip edinerek gerçek ve tüzel kişilere ilişkin hukuki süreçlerin her aşamasını özen ve titizlikle yürütmekteyiz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Hemen Bilgi Al!